Marbaş Menkul Değerler’in analizine göre, küresel emtia piyasalarında bölgesel ayrışma belirginleşiyor. Demir cevheri ve çelik fiyatlarında İran ve Çin kaynaklı gelişmeler etkili olurken, jeopolitik riskler ve ticaret politikaları fiyatlamalar üzerinde önemli rol oynamaya devam ediyor.

Raporda, Hindistan’ın çelik sektöründe güçlü büyüme yakaladığı, altyapı yatırımları ve artan iç talebin üretimi desteklediği vurgulandı. Hindistan’ın çelik üretim kapasitesinin 2050 yılına kadar 500 milyon tona ulaşması beklenirken, kısa vadede üretimin 2027’de 184 milyon tona çıkması öngörülüyor. Buna karşın Çin’de çelik üretimi düşüşte; 2026 başında yıllık bazda %13,9 gerileyen üretim ve artan liman stokları fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.

Demir cevheri cephesinde, Gine’deki Simandou projesinin önümüzdeki dönemde küresel arzı önemli ölçüde artırması bekleniyor. Ayrıca, Çin’in fiyatlama gücünü sınırlamaya yönelik politikalarının piyasa üzerinde etkisi devam ediyor. Deniz yoluyla demir cevheri ticareti 2025 yılında %3 artarak 1,7 milyar tona ulaştı.

Avrupa çelik piyasasında ise sınırlı arz, artan maliyetler ve ithalat kısıtlamaları fiyatları yukarı çekiyor. Orta Doğu’daki çatışmalar navlun maliyetlerini yükselterek ithal çelik fiyatlarına yansıyor. Ayrıca AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamında kullandığı emisyon hesaplama yöntemi, Türkiye’nin düşük karbonlu üretim yapısını tam yansıtmayarak ihracatta ek maliyet riski yaratıyor.

Birleşik Krallık’ın çelik ithalat kotalarını sıkılaştırmasıyla Türkiye’nin bazı ürün gruplarında kota sınırlamalarına maruz kalması, ihracat üzerinde baskı oluşturuyor. Değerlendirmede, Türkiye çelik sektörünün hem Doğu’daki jeopolitik riskler hem de Batı’daki ticaret engelleri sebebiyle "baskı altında kalan bir üretim üssü" konumunda olduğu vurgulandı.

Bakır piyasasında uzun vadede talebin artması beklenirken, kısa vadede küresel büyüme endişeleri ve yüksek enerji maliyetleri baskı yaratıyor. Yapay zekâ, elektrikli araçlar ve enerji dönüşümü alanlarındaki gelişmeler bakır talebini artıracak; küresel talebin 2040’a kadar 42 milyon tona ulaşması öngörülüyor. Ancak Çin’de azalan talep ve artan küresel stoklar fiyatlar üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor.

Alüminyum piyasasında ise Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler arz riskini artırıyor. Bölgede üretim tesislerine yapılan saldırılar ve tedarik sorunları küresel arzın önemli kısmını etkilerken, bazı büyük üreticiler kapasite kısıntısına gitmek zorunda kaldı. Buna rağmen yeni enerji araçları, yenilenebilir enerji ve yapay zekâ yatırımlarının uzun vadede alüminyum talebini desteklemeye devam edeceği öngörülüyor.

Genel değerlendirmede, küresel emtia piyasalarında arz ve talep dengesinin bölgesel olarak ayrıştığı, fiyatlamalarda jeopolitik gelişmeler ve ticaret politikalarının etkisinin süreceği belirtildi.