Uzmanlar, yapay zekânın özellikle propaganda üretimi, gerçekçi “deepfake” içerikler ve siber saldırıların ölçeklendirilmesi gibi alanlarda aşırıcı gruplar için güçlü bir kaldıraç haline gelebileceğine dikkat çekiyor. İstihbarat servisleri ve güvenlik birimleri, düşük bütçeli ve dağınık grupların bile üretken yapay zekâ sayesinde kısa sürede geniş kitlelere ulaşabilecek içerikler oluşturabildiğini vurguluyor.

“Az kaynakla daha büyük etki” endişesi

Güvenlik çevrelerinin öne çıkardığı temel risklerden biri, yapay zekânın “giriş bariyerini” düşürmesi. ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nda (NSA) daha önce araştırmacı olarak görev yapan ve şu anda siber güvenlik alanında bir şirket yöneten John Laliberte, yapay zekânın küçük bir grubun sınırlı bütçeyle daha büyük etki yaratmasına olanak tanıdığını belirtiyor. Bu durum, propaganda kapasitesini artırmanın yanı sıra bilgi kirliliği ve manipülasyonun da hızla yayılmasına zemin hazırlıyor.

Son dönemde IŞİD yanlısı çevrimiçi platformlarda yapılan bazı paylaşımlarda, örgüt destekçilerinin yapay zekâyı “faaliyetlerinin bir parçası” haline getirmesi gerektiği yönünde çağrılar yer aldı. Güvenlik uzmanları, bu mesajların doğrudan operasyonel bir plan sunmasa da teknolojiye ilgiyi artırdığını ve “deneme–yanılma” sürecini hızlandırdığını belirtiyor.

Propaganda, deepfake ve dil bariyerinin kalkması

IŞİD’in geçmişte propaganda ve dezenformasyon için sosyal medyayı erken benimsediği biliniyor. Örgütün bugün daha merkeziyetsiz bir ağ yapısına dönüşmesi, dijital alandaki düşük maliyetli araçların değerini artırıyor. Uzmanlar, üretken yapay zekânın; görüntü, ses ve metin üretiminde sağladığı hız sayesinde tek bir kişi ya da küçük bir hücrenin kısa sürede çok sayıda içerik oluşturmasına imkân tanıdığını vurguluyor.

Bu içeriklerin sosyal medya algoritmalarıyla etkileşimi de ayrı bir risk oluşturuyor. Gerçekçi görseller, manipüle edilmiş videolar veya ikna edici metinler; yeni destekçiler kazanmak, rakipleri sindirmek ve propaganda mesajlarını daha geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılabiliyor.

Geçen yıl Rusya’da bir konser salonuna düzenlenen ve yaklaşık 140 kişinin hayatını kaybettiği saldırının ardından, saldırıyı üstlenen IŞİD bağlantılı yapıyla ilişkilendirilen propaganda içeriklerinin çevrimiçi platformlarda hızla yayıldığı belirtiliyor. Güvenlik analistleri, bu tür olaylarda “hikâye anlatımı” ve algı yönetiminin giderek dijital üretim kapasitesine dayandığını vurguluyor.

SITE Intelligence Group araştırmacıları, IŞİD’in bazı içeriklerinde deepfake ses kayıtları ve hızlı çeviri araçlarından yararlandığına dikkat çekiyor. Uzmanlar, çeviri ve içerik üretiminin otomatikleşmesinin özellikle çok dilli propaganda ağları için etkili olabileceğini belirtiyor.

Siber saldırılar ve kimlik avı riski artıyor

Güvenlik uzmanları, yapay zekâ kaynaklı risklerin sadece propaganda ile sınırlı olmadığını savunuyor. Eski CIA ajanı ve bugün siber güvenlik sektöründe yönetici olan Marcus Fowler, ucuz ve güçlü yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla tehditlerin daha da büyüyebileceğini ifade ediyor.

Siber suçlular yapay ses ve görüntüleri kimlik avı saldırılarında kullanıyor. Aşırıcı grupların da benzer yöntemlere başvurabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar, saldırı hazırlıklarının otomasyonu, hedef odaklı oltalama mesajlarının çoğaltılması ve dijital operasyonların daha “profesyonel” görünmesi gibi alanlarda yapay zekânın kötüye kullanım potansiyeline işaret ediyor.

Daha geniş güvenlik tartışmalarında ise bazı kurum raporlarında yapay zekânın teknik bilgi eksikliklerini “telafi etmeye” yönelik kötüye kullanım ihtimalinin gündeme geldiği belirtiliyor. Yetkililer, bu konunun özellikle risk değerlendirmelerinde yakından takip edildiğini ifade ediyor.

Kongre’de “acil önlem” çağrısı

ABD’de yasa yapıcılar, yapay zekânın kötüye kullanımına karşı daha hızlı ve koordineli adımlar atılması gerektiğini savunuyor. Senato İstihbarat Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Mark Warner, yapay zekâ geliştiricilerinin ürünlerinin aşırıcı gruplar, siber suçlular ya da yabancı istihbarat servisleri tarafından nasıl istismar edildiğine dair bilgileri kamu kurumlarıyla daha etkili paylaşması gerektiğini belirtti.

Temsilciler Meclisi’nden geçen bir yasa tasarısı ise, iç güvenlik yetkililerinin aşırıcı grupların oluşturduğu yapay zekâ risklerini her yıl değerlendirmesini öngörüyor. Tasarıyı sunan Cumhuriyetçi Temsilci August Pfluger, tehditlerin hızla değiştiği bir dönemde politika ve kapasitenin aynı hızda güncellenmesi gerektiğini vurguladı.

Uzmanlar, düzenleme tartışmalarının sadece yasaklar üzerine değil; platform güvenliği, riskli kullanımın tespiti, raporlama mekanizmaları ve kamu–özel sektör iş birliği gibi alanlarda yürütülmesinin kritik olduğunu belirtiyor.